18 Haziran 2012 Pazartesi

Ben Dünyanın En Şanslı İnsanıyım.

     O kadar değişik bir ruh hali içindeyim ki bugün, aynı anda hem sevinçten hem üzüntüden gözlerim doldu defalarca. Bugün babalar günü ve ben dünyanın en şanslı insanıyım ki bu yazıyı yazdıktan sonra babamın yanına gidip "Ne izliyorsun?" diye sorabileceğim. Beraber yaban tv'ye bakıp "Yazık değil mi yahu bu kuşlara!" diyebileceğim. Her zaman olduğu gibi, bu gece de öpüp "İyi geceler babacım, yarın geç gideceksen beni de kaldırın kahvaltıya." demeden yollamayacağım odalarına. Ben dünyanın en şanslı insanıyım ki annem de babam da yanımda ve ben onları çok seviyorum.
     Aslında bu seneye kadar benim için bugünlerin pek bir önemi yoktu. Hep gösterdim onlara, onları ne kadar çok sevdiğimi. Hep söyledim. Diğer günler neyse, bu günler de öyle oldu benim için. Bu sene birkaç kişiyle tanıştım babalarını kaybetmiş. Birisi çok güçlü duran, acısını içinde yaşayan ve o acıyla bile çevresini teselli eden; diğeri, yanında kim olursa olsun duygularını sonuna kadar yaşayan, acısını bağırarak, haykırarak dışarı atan, babalarını yeni kaybetmiş iki kız kardeş. Koca sene onlarla yaşadım. Öyle bir an'a tanıklık ettim ki bir gün dondum, kanım çekildi, kendime gelemedim uzun bir zaman. Hala kulaklarımda birinin " Ben babamı çok özledim." diye yerde nefes nefese defalarca bağırışı. Hala gözlerimin önünde diğerinin "Tamam ben de özledim. Yeter artık kalk ayağa. Herkesin gecesini mahvetmek zorunda değilsin." diyerek kardeşini toparlamaya çalışması. O gece dünyanın en büyük acısını gördüm iki kız kardeşte. Sıradan bir geceydi. Sadece babalarının çok sevdiği bir şarkı duydular ve o hale geldiler. Birikmiş duygularını attılar o sıradan gecede. Bugün özel bir gündü. Artık hayatları boyunca yılın en nefret edecekleri günün birincisini yaşadılar bugün. Onları ve babasını kaybetmiş diğer arkadaşlarımı düşündükçe üzüntüden, babama sarıldıkça mutluluktan doldu gözlerim. Ben dünyanın en şanslı insanıyım efenim, sabah babam geç gidecekmiş kahvaltı yapacağız ailecek. Saygılar.