10 Mayıs 2012 Perşembe

İyi ki doğdum.


Bugün benim doğum günüm. Aslında değil. Yani tam olarak doğduğum gün bugün, ama doğmam gereken gün yaklaşık 1 ay gerideymiş. 10 aylığım ben. Tıpta benim gibi doğanlara postmature deniyor. Suni sancıyla falan doğuyoruz. İnsanın kanına, canına, annesine "Yeter artık ulan çıkarın şunu içimden kaç defa gidip gelicez hastaneye aaa ama" dedirtebiliyor bu postmatureler. Sanırım bundan dolaydır ki, kadında bu konuya karşı bi rahatlama oluşmuş. Gecenin bir vakti "anneööğ ablamın suyu geldi goooooş" dediğimde "Sen daha yatmadın mı? Bir şey olmaz yat artık yarın sabah gideriz hastaneye" diyebiliyor. Bu rahatlık ablama da geçmiş olmalı ki o da "Niye uyandırdın? hıı? bi sigara içseydim ya gizli gizli gitmeden" diyebiliyor ağzında sigara, koltuk altına roll-on sürerken. Doğan çocuğun 3 yaşında ergenliğe girdiğini söylememe gerek yok sanırım. İşte böyle ilginç bir ailenin ürünüyüm ben.

Neyse efenim kendime döneyim tekrar. Lise biyoloji öğretmenimin dediğine göre ben, zeka özürlü olmalıymışım. Genelimiz öyle oluyormuş çünkü. Zeka özürlü, uyuşuk, tembel, her daim mutsuz, bezgin falan. Zeka özürlü hariç diğer tüm özellikleri taşıyorum demek isterdim ama zeka özründen de tam emin değilim. Olabilir. Tüm özellikleri taşıyor olma ihtimalim var. Çok kişiden de duydum "Öff gerizekalı aptal allah belanı versin salak" temalı cümleler. Çocukluk anılarımı anlatıp 'gerizekalı ama sevimli' etiketini yüklenmeyeceğim fakat ilk kelimenin, dönemin belediye başkanının ismi olduğunu söylemeden de geçmek istemiyorum. Ya seçimler, ya da halihazırda deli raporu bulunan eniştem yüzünden. İkisi de olabilir hatırlamıyorum. Hatırlamadığım, daha doğrusu bilmediğim başka bir şey de 'dede kavramı'. Benim hiç dede dediğim insan olmadı. İkisi de ben doğmadan çok önce ölmüşler ve bana da kimseye dede dememe mirası bırakmışlar. 25 yıldır da kimseye dede demiyorum. 100 yaşındaki adama bile "dedeye yardım edelim eheh" yerine "amcaya yardım edelim eheh" dememin nedeni budur.  

Garip bir çocukluk geçirdim, garip bir ergenlik geçirdim, garip bir gençlik geçiriyorum. Bu gece bile garipti. Yaşlanıyorum ya, kendi çapımda ufak bir bunalım yaşadım. 12:00'ye girmeden önce çıkıp biraz gezmek istedim. Gezerken de, kahverengi çorabın üstüne basma etek giymiş, yüzünü de peşmergeler gibi yeşil yazmayla gizlemiş bir kız, hızla yanıma gelip " Pardooğn, yüz hatlarım belli olmuyor diğmii? Büyük bi operasyona gidiyorum. Erkek arkadaşımı basıcaam daa" dedi "hahahahayır" demekle yetindim. İşte yaşam böyle garip, böyle eğlenceli ve aldatan insan dolu sevgili blog.. O aldatan ve aldatılan insanlar kervanına bu sene de katılmamam, sağlıklı, mutlu, huzurlu bir yılı ailem ve sevdiklerimin yanında geçirmem dileğiyle, kendi doğum günümü kutluyorum efendim. Saygılar.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Yine Brokeback, yine şarap..

Yine Brokeback, yine şarap..
Versatile blogger ödülü için ev oğlanı'na çok çok teşekkür ederim. Bu aralar bok gibiyim değil yazmak, yaşamak bile ağır geliyor. Uyumak istiyorum. Sadece uyumak. Hayat o kadar çok şeyi ısıtıp ısıtıp önüme koyuyor ki, ne yaptım da bunları hakettim diye düşünüyorum artık. Issız bir yolda ters şeritte yürüyorum, korkuyorum. Aynı şeylerin bir daha başıma gelmesinden korkuyorum. İnsanlara güvenmekten korkuyorum. Yalnız kalmaktan korkuyorum. Beklediğim cesareti görememekten korkuyorum.

2 gün sonra gelen edit: Tamam tamam korkum geçti. Bu ne be! Alkolün de etkisiyle arada gidip geliyorum. Ama hala sinirliyim yani. Sen gel seviş seviş, sonra "Ben bir erkeğe bağlanmak istemiyorum. Hayatıma bir erkeğin girmesi çok garip geliyor (içine girerken garip gelmiyor ama!!). Ben bi kadınla evlenip aile kurmak istiyorum ama sen çok özelsin. Nolur arkadaş kalalım senden alıkoyma beni :( Benim sorunum kendime kabul ettiremememle ilgili. Seni çok seviyorum :( " de. Çok beklersin! Ben onu 1 defa yaptım neyim olduğunu bilmediğim bir kütüğe 4 yıldan fazla zamanımı verdim, bittikten sonra 1 yıl da bunalım süreci desek etti mi 6 yıl. Bir daha, ne buna benzer bir 6 yıl geçiririm, ne de 3.şahıs olurum.

Ha bu arada, o gece ıssız yolda ters şeritte gerçekten yürüdüm. Hem de ana yolda. Sarhoş biri çarpıp kaçacak diye de korktum. Sonra, yan taraftaki ağaçlıklardan köpek fırlayacak, kaçmak için kendimi yola atacağım ve tam o anda araba çarpıp geçecek diye de korktum. Bir araç diğerini sollarken karşıdan gelen ona yol verecek, ikisi birden bana çarpacak diye de çok korktum. Korkuyorum yahu ben. Bu yüzden hiç bir zaman insan gibi üzülemem zaten. Tam kulaklık takılmış, fonda ağır müzik, düşünceli bir şekilde sigaramı içerken, önümden böcek geçer çığıra çığıra tüm sahnenin içine ederim. Neyse çok uzattım efenim. Saygılar.